SON DAKİKA
Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

ANNELER GÜNÜ MÜ DEDİNİZ?

Yazının Giriş Tarihi: 13.05.2017 16:42
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.05.2017 16:42

“Anneler Günü” denilince zihninizde neler canlanıyor? Üç aşağı beş yukarı şöyle bir şeyler canlanıyor olmalı:  Mayıs ayının ikinci Pazar günü Anneler günüdür. O gün annelerimize hediyeler alır ve anneler gününü kutlarız. Uzakta iseler telefonla tebrik ederiz . O gün basın yayın vasıtalarında anneler ile alakalı bir sürü haber ve yorumlar, tumturaklı cümleler duyarsınız.

Ancak bize göre bütün bunlar popüler kültürün bir ürünüdür. Tıpkı “Sevgililer Günü” gibi. Her ikisinin kökeni de batı kültürüne dayanır mesela. Sevgililer Gününün aslında “Rahip Valentine Günü/Valentine’s Day” olduğunu, anneler gününün de aslında Amerikalı  Anna Jarvis’in 9 Mayıs 1905 (Mayıs’ın ikinci pazarı)tarihinde vefat eden  annesi anısına ihdas edildiğini kaçımız biliyoruz.? Anneler gününün Pazar günü olmasının sizce hiçbir manası yok mu?

Gelelim işin özüne. Her şeyden evvel Müslüman özüne dönmek zorundadır. Hayat kitabımız Kur’an’ı okumuş olsaydık hayata bakışımız çok daha değişik olacaktı. Kur’an’ı ölüler kitabı olmaktan çıkarıp dirilerin hayatına okunan kitap(Yasin36/70) olarak görmeye başladığımız anda hayata bakışımız da değişecektir. İşte o zaman senede bir gün değil her gün anneler günümüz olacaktır.

Hayat kitabımız Kur’an bu mevzuda ne diyor acaba? Merak ettiniz mi bu konuda Rabbimiz neler söylüyor diye? Kur’an bu mevzuya o kadar önem veriyor ki Allah’a kulluktan hemen sonra ana babaya iyilik emrediliyor. Şu ayete bir bakalım mesela: "Rabbin sadece kendisine ibadet etmenizi, ana-babaya da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa kendilerine "öf!" bile deme, onları azarlama, ikisine de güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim!, Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı." İsrâ 17/23-24 (Ayrıca Bkz. Lokman 31/14, Nisa 4/36)

Diğer taraftan  Cennet anaların ayakları altındadır” (Nesai, Cihad, 6), “Ana-babası yanında ihtiyarlayıp da cennete giremeyenin burnu yerde sürtünsün.” (Müslim, Birr, 9–10)   diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Buradan da anlaşılıyor ki aslında annelerimiz bizim cennet biletimizdir. Ya da cehennem biletimizdir. Bu noktada şu soru akla geliyor. Bugün çocuklarının vefasızlığından sızlanan anne-babalar çocuklarına ne verdiler onlardan ne bekliyorlar.? Mesela İsrâ Sûresindeki bu ayetlerden haberimiz var mı? Çocuklarımıza bunu öğrettik mi? Anne-babanın evladına bırakacağı en değerli miras güzel güzel ahlâktır. Bunun da kaynağı Kur’an’dır. Hz. Aişe’nin Allah Rasûlü için “O’nun ahlâkı Kurân idi. Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz?” dediğini hatırlayalım.

Geçenlerde bir köyde yaşlı bir çifti ziyaret etmiştim. Sefil bir hayatları vardı. Sordum kendilerine çoluk-çocuk yok mu diye. Olmaz mı var amma… dedi ve derin bir ah çekti. Hele bir tanesinin yüzünü 25 senedir görmüyorum dedi yaşlı adam. Bayramlarda da mı gelmezler dedim. Her iki bayramda da evlatları anne-babalarının kapılarını çalmazlarmış. Ne hazin durum değil mi? Anne-baba evlatları için gecesini gündüzüne katar, yemez yedirir, giymez giydirir, onlar okusun adam olsun, iş güç sahibi olsunlar, biz yoklukla yetiştik onlar yokluk görmesin derler ama sonunda komşularının yardımlarıyla hayatta kalmaya çalışırlar. Ona buna muhtaç vaziyette ölümü beklerler. Hatta daha acı olanı duyduk. Adam sahip olduğu evini oğlunun üzerine tapulamış, sonra da oğlu tarafından kapı dışarı edilmiş. Şimdi kirada zor şartlarda yaşamaya çalışıyor.

Özetin özeti: Anne-babalarımız yaşıyorsa cennet trenini henüz kaçırdık sayılmayız. Onlara ihsan ile cennet biletini alıp bu trene binebiliriz. 12.05.2017

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    Doğankent Gazetesi, Harşit Vadisi'nin Sesi
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.