SON DAKİKA
Hava Durumu

Doğankent ve Siyaset

Yazının Giriş Tarihi: 03.02.2013 22:54

Doğankent Tirebolu’ya bağlı iken 1968 yılında belde belediyesi olmuştur. Doğankent’in belde olması için uğraş verenlerin başında Sendikacı Merhum Talat Şağban gelmektedir. Talat Şağban 1968-1977 yılları arasında belediye başkanlığı yapmıştır. Doğankent halkına kendini o kadar sevdirmiştir ki popüler partilerin kendisini aday göstermemesine sinirlenerek Doğankent’te tabanı olmayan o dönemin İşçi Partisi’nden aday olmuş ve belediye başkanı seçilmiştir. İşçi Partisi’nin de tek belediye başkanı olarak da tarihteki yerini almıştır. Doğankent’e yaptığı hizmetler için kendisini şükranla anıyorum.

Talat Şağban’dan sonra CHP’den aday olan öğretmen Mehmet Ali Öztürk Doğankent belediye başkanlığına seçilmiştir. Onun görevde olduğu dönemde 12 eylül darbesi olmuş ve belediye başkanlığına Mehmet Sarı getirilmiştir.  1984 ve 1989 yerel seçimlerinde ANAP’ın adayı Şenol Tekin, 1994 yerel seçimlerinde DYP’nin adayı Mehmet Şahin, 1999 yerel seçimlerinde ise yeniden Şenol Tekin ANAP’dan belediye başkanlığına seçilmiştir. Şenol Tekin’den sonra AKP’nin adayı Nazmiye Kabadayı belediye başkanlığına seçilmiş ve halen bu görevini sürdürmektedir.

Yaptığım saha araştırmalarında topluma çok faydalı olduğu düşünülen belediye başkanı Şenol Tekin’dir. Şenol Tekin’in sosyal olaylara duyarlılığı (düğün, cenaze, şenlik), köy yolarının açılmasındaki gayreti gerek ilçe merkezi gerekse köylüler tarafından takdir edilmektedir.

Tirebolu’yu Harşıt’a bağlayan yol 1952 li yıllarda taşıt trafiğine açılmış, Tirebolu’yu Torul’a bağlayan yol ise ancak 1960 lardan sonra tamamlanabilmiştir. Dönemin Çumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün Karadeniz gezisi sırasında “Tirebolu-Erzincan-Diyarbakır” yolu gündeme gelmiş ve Ulaştırma Bakanlığı 1976 yılında projeyi programına almıştır. 1981 yılında bitirilmesi hedeflenen bu yolun Tirebolu-Torul bölümü ancak 1998 yılında resmen hizmete açılmıştır.

Bu olay siyasetin ve bürokrasinin Doğankent’e verdiği önemi gösterme açısından önemlidir. Bugün de değişen çok fazla bir şeyin olmadığı aşikardır.

AKP’nin Türkiye çapında yarattığı hava başlangıçta Doğankent’te de görülse de ilerleyen süreçte şu anda belediye başkanlığı görevini yürüten Nazmiye Kabadayı’nın bu havayı Doğankent’e taşıyamadığı da gözler önündedir. Doğankent’ten millet vekili seçilen Hacı Hasan Sönmez ve Belediye Başkanı Nazmiye Kabadayı arasındaki güç kavgasının da bu havanın Doğankent’e taşınamamasının nedenlerinden biri olduğu halk arasında konuşulmaktadır. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana Doğankentlinin aklında kalan tek şey bu iki siyasetçi arasındaki çekişme ve Doğankent kaymakamlığının girişimleri ile Doğankent’e kazandırılan MYO’dur. MYO yapılmıştır ancak MYO’nun açılmasını da YÖK’ün yeni çıkardığı yasa engellemektedir.

Şu anda belediye başkanlığı görevini yürüten Nazmiye Kabadayı ise hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle AKP’den ihraç edilmiş ve BBP’ye geçmiştir. Burada gözden kaçırılmaması gereken asıl ilginç olay ise her fırsatta belediye başkanını eleştiren MHP teşkilatının Nazmiye Kabadayı’nın ihraç sürecinde ve sonrasında sessiz kalmasıdır.

Eski partilerin teşkilat başkanlarıyla yaptığım sohbetlerde ise daha ilginç bir yapıyı öğrenme şansım oldu. O da Doğankent’te birçok partinin teşkilat binasının olmaması, çayocağı ve kahvehanelere parti tabelalarının asılması, bazı dönemlerde bu tabelalardan dolayı bu çayocağı ve kahvehane ya da dükkanların vergiden muaf olmasıdır. Kahvehane ve çayocaklarında yapılan siyasetin doğankent’te neler getireceğini de varın siz düşünün.

Doğankentliler açısından asıl üzücü olan ise siyasilerin yapmadıkları/yapamadıkları hizmetlerin faturasını tüm doğankentlilerin ödemesi ve hala ödüyor olmasıdır. Bu durumun nedenini anlamak için tüm Doğankentlilerin geçen yıl Doğankent İlköğretim Okulu’ndan mezun olan  öğrencilerin yerleştiği okulları araştırması yeterlidir. Doğankent’te Anadolu Lisesi’nin olmayışı %60’dan fazla öğrencinin çevre ilçelerdeki Anadolu liselerini kazanarak Doğankent’ten ayrılmasına neden olmuştur. Bu öğrencilerle birlikte ailelerinin de doğankent’ten ayrıldığını varsayarsak Doğankent MYO’nu niye açamadığımızı daha iyi anlayacağız.

2009 yılından bu yana genel yayın yönetmenliğini yaptığım sadikoyu.com’da bu konu ile ilgili birçok yazı yazdık ama sanıyorum Doğankentli bürokrat ve siyasetçiler bu yazıları ya okumadılar ya da anlamadılar. Siyasiler Doğankent’in Güvenlik köyü ve Doğankent’in mahallelerinden ibaret sanıyorlar hala. Kuzan, Güdül, Oyraca, Kozköy, Çatak, doymuş ve Şadı gerçeğinden uzaklar. Daha doğrusu Doğankent’in (Harşıt) Tirebolu-Torul arası demek olduğundan habersizler. İşte bu nedenle Günyüzü ve Üçtaş köylerini kaybetti Doğankent.

Süttaşı Mahallesi’nin merkeze bağlı olması, sınırları içinde iki tane okul bulunan Aşağı Kuzan’ın hala köy statüsünde olması da Doğankent siyaseti açısından düşünülmesi gereken bir noktadır.

Doğankentli siyasetçilerin bölgede iş yapan mütahitlere Doğankentlinin kasasından bir kuruş bile çıkmadan Anadolu lisesi yaptırabilecekleri bir gerçektir. Anadolu Lisesi’nin Doğankent ekonomisine MYO’dan daha fazla katkı sağlayacağı da yadsınamaz bir gerçektir.

Siyasilerin kendi menfaatlerinin peşinde koşmaktan, cayocaklarında gereksiz siyaset muhabbetlerinden sanıyorum Doğankentin geleceğini düşünmeye ya da bizim yazılarımızı okumaya zamanları olmamış. Böyle giderse Doğankent’in kağıt üzerinde bir ilçe statüsüne düşeceği kesindir.

Doğankent’te siyaset yapan diğer partilerin de belediye başkanını eleştirmekten kendilerini alıp Doğankent’e yapılabilecek yatırımları düşünmelerinin, projelerle Doğankentlinin karşısına çıkmalarının zamanı çoktan geldi de geçti.

Yakın zamanda yapılacak olan yerel seçimlerde umuyoruz ki Doğankentliler kendilerine proje sunan siyasileri seçecektir, seçmelidir. Aksi halde Doğankent kaybetmeye devam edecektir.

Sevgi ve saygılarımla

Şubat 2013

Doğankent Gazetesi, Harşit Vadisi'nin Sesi
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.