Metropolis’te 6 bin yıllık geçmişin kapısı aralanıyor
Metropolis’te 6 bin yıllık geçmişin kapısı aralanıyor
Haber Giriş Tarihi: 21.10.2026 10:35
Haber Güncellenme Tarihi: 21.10.2026 10:35
Kaynak:
IGF
İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin tarihi mirasını ortaya çıkarmaya yönelik arkeolojik kazı çalışmalarına katkı sunmaya devam ediyor. İzmir’in Torbalı ilçesindeki Metropolis Antik Kenti’nde yürütülen kazılar ise yaklaşık 6 bin yıllık yerleşim geçmişine ışık tutuyor.
İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de destek verdiği, İzmir’in Torbalı ilçesindeki Metropolis Antik Kenti’ndeki arkeolojik çalışmalar, binlerce yıllık kent yaşamına ilişkin yeni bilgiler sunuyor.
Antik dönemde verimli Torbalı Ovası’na hakim konumda ve önemli ulaşım güzergâhları üzerinde bulunan kent; tarım, ticaret, eğitim, spor ve kültür alanlarındaki geçmişiyle dikkat çekiyor. Çevresiyle birlikte yaklaşık 6 bin yıllık yerleşim geçmişine sahip Metropolis’te ortaya çıkarılan mimari kalıntılar, heykeller, yazıtlar ve gündelik yaşam eşyaları, antik kentin farklı dönemlerine ve sosyo-kültürel yapısına ışık tutuyor.
Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Metropolis Kazı Başkanı Prof. Dr. Serdar Aybek, Metropolis’in hem antik dönemdeki stratejik konumu hem de bugüne ulaşan arkeolojik mirasıyla önemli bir merkez olduğunu belirtiyor. Aybek, “Metropolis'in antik dönemdeki önemini Torbalı'nın günümüzdeki önemiyle eşleştirmek lazım. Gerçekten stratejik bir noktada yer alıyor. İçinde bulunduğumuz Torbalı Ovası'nın hemen sınırında bulunan Aydın Dağları'nın arkası, Gediz Vadisi ve İç Anadolu'dan Ege'ye ulaşan yolların kesiştiği bir noktada bulunuyor. Biz zaten birçok platformda da Metropolis’i ‘yolların kesiştiği şehir’ diye tanımlıyoruz. Metropolis, Torbalı Ovası'nın antik dönemdeki tarım potansiyeline sahip; onu yöneten, onu işleyen ve işlediği ürünleri de hemen yakınındaki Küçük Menderes Nehri üzerindeki nehir limanı vasıtasıyla Efes'in büyük limanına gönderen bir şehir olmalı diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
ÜÇ ÖNEMLİ ROTANIN KESİŞTİĞİ NOKTADA YER ALIYOR
Güzergâhların güneyde Efes’e, kuzeyde ise Smyrna’ya bağlantı sağladığını belirten Aybek, “Bugün de zaten İzmir-Aydın otoyolu güneye inen tek rota. Yani o dönemde İzmirliler, Torbalı sakinleri de aslında aynı güzergahı kullanıyordu. Ana tanrıça kenti olarak tanınan Metropolis, antik adıyla Gallesion Dağı'nın yamaçlarında kuruldu. Bugün Torbalı Ovası’nın büyük bir kısmını kaplayan alan antik dönemde aslında bataklık ve sulak bir arazi. Dolayısıyla antik dönem yolları, belki de Metropolis’in içinden veya tam önünden, o yamacın düzlükle birleştiği seviyelerden ilerliyor ve bugün olduğu gibi muhtemelen güneyde Efes'e, kuzeyde de Smyrna'ya bağlantı sağlıyor. Bu noktada Kemalpaşa'daki Karabel Geçidi de çok önemli, tarihsel bir önemi var. Bugün de hâlâ Karabel Geçidi, İç Anadolu'dan Ege'ye ulaşımda en kısa alternatifi oluşturuyor. Antik dönemde Metropolis, işte bu üç önemli rotanın tam kesiştiği noktada yer alıyor” dedi.
HELENİSTİK DÖNEM’DE PLANLI KENT YAŞAMI
Metropolis çevresindeki en erken yerleşim izlerinin yaklaşık 6 bin yıl öncesine uzandığını belirten Aybek, “Metropolis verimli bir araziye, su kaynaklarına ve güvenli sahalara sahip olması sebebiyle yaklaşık 6 bin yıldır yerleşime sahne olan bir coğrafya. Modern bir şehir olarak ortaya çıkması MÖ 3. yüzyılda, Seleukos Krallığı zamanında ve sonrasında Pergamon Krallığı'nın (Attalosların) hâkim olduğu dönemde oluyor. MÖ 3. ve 2. yüzyılda kent modern bir şehircilik anlayışıyla yeniden planlanıyor. Nasıl oluyor bu? Birbirini dik kesen sokaklarla ızgara şeklinde bir kent planı, kendisine ait bir meclis yapısı ile bir kent devleti hâline geliyor. Zaten kentin adından da bunu rahatlıkla anlayabiliyoruz” diye konuştu. Metropolis’te, mermerden inşa edilen yapılar ve heykellerin dönemin mimari ve sanatsal anlayışını yansıttığını ifade eden Aybek, Metropolis’in farklı tarihsel evrelerinin bugün de ziyaretçiler tarafından görülebildiğini söyledi.
BRONZ HEYKELLERDE ANTİK ÇAĞIN GERİ DÖNÜŞÜM İZLERİ
Metropolis kazılarında ortaya çıkarılan bronz heykel grubu, antik dönemin üretim ve yeniden kullanım alışkanlıklarına ilişkin dikkat çekici bilgiler sunuyor. Aybek, “Metropolis, hep sürprizlere açık bir kent. Geçen yıllarda bu bronz heykel grubu, özellikle antik dönemin bir ‘sıfır atık projesi’ diye tanımlayabileceğim bir proje şeklinde karşımıza çıktı. Biz Metropolis'te antik dönemde sergilenmiş bronz heykelleri bir grup hâlinde ve özellikle parçalanmış, eritilmek ve dönüştürülmek üzere toplanmış hâlde tespit ettik. Bu da aslında antik dönemde çok kullanılan bir yöntem. Bronzun geri dönüştürülmeye açık bir malzeme olması sebebiyle, muhtemelen bir ‘hurda atölyesi’ kentin bütün bronz heykellerini toplamış, parçalamış ve eritmek üzere bir köşede saklamış. Biz de onu artık o son hâliyle arkeolojik kazılarda tespit etmiş olduk” dedi.
2025 yılı kazılarında bulunan mermer tanrıça başı da Hellenistik Dönem heykeltıraşlığının teknik özelliklerini ortaya koyması bakımından önem taşıyor. Özellikle gözlerde farklı malzemelerin kullanılmış olabileceğine işaret eden izler, dönemin heykel üretim tekniklerine ilişkin bilgi veriyor. Aybek, renkli taşlar ve cam gibi malzemelerin kullanılmış olabileceğini belirterek tanrıçanın gövdesine henüz ulaşamadıklarını, devam eden kazılarda bu parçanın da bulunabileceğini söyledi.
BALIKÇILIĞIN İZLERİ YENİ SORULAR DOĞURUYOR
Metropolis’te ticaret yapısı olarak değerlendirilen alandaki küçük bir mekânda, balıkçılıkla ilişkili olabilecek buluntular ortaya çıkarıldı. Balık biçimindeki çakı sapları, olta iğneleri, deniz kabukları ve balık kemikleri, kentteki günlük yaşam ve ekonomik faaliyetlere ışık tutuyor. Uzmanlar, buluntuların söz konusu mekânın balıkçılıkla ilgili bir dükkân olarak kullanılmış olabileceğini gösterdiğini belirtiyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
Doğankent Gazetesi, Harşit Vadisi'nin Sesi
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Metropolis’te 6 bin yıllık geçmişin kapısı aralanıyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin tarihi mirasını ortaya çıkarmaya yönelik arkeolojik kazı çalışmalarına katkı sunmaya devam ediyor. İzmir’in Torbalı ilçesindeki Metropolis Antik Kenti’nde yürütülen kazılar ise yaklaşık 6 bin yıllık yerleşim geçmişine ışık tutuyor.
İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de destek verdiği, İzmir’in Torbalı ilçesindeki Metropolis Antik Kenti’ndeki arkeolojik çalışmalar, binlerce yıllık kent yaşamına ilişkin yeni bilgiler sunuyor.
Antik dönemde verimli Torbalı Ovası’na hakim konumda ve önemli ulaşım güzergâhları üzerinde bulunan kent; tarım, ticaret, eğitim, spor ve kültür alanlarındaki geçmişiyle dikkat çekiyor. Çevresiyle birlikte yaklaşık 6 bin yıllık yerleşim geçmişine sahip Metropolis’te ortaya çıkarılan mimari kalıntılar, heykeller, yazıtlar ve gündelik yaşam eşyaları, antik kentin farklı dönemlerine ve sosyo-kültürel yapısına ışık tutuyor.
Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Metropolis Kazı Başkanı Prof. Dr. Serdar Aybek, Metropolis’in hem antik dönemdeki stratejik konumu hem de bugüne ulaşan arkeolojik mirasıyla önemli bir merkez olduğunu belirtiyor. Aybek, “Metropolis'in antik dönemdeki önemini Torbalı'nın günümüzdeki önemiyle eşleştirmek lazım. Gerçekten stratejik bir noktada yer alıyor. İçinde bulunduğumuz Torbalı Ovası'nın hemen sınırında bulunan Aydın Dağları'nın arkası, Gediz Vadisi ve İç Anadolu'dan Ege'ye ulaşan yolların kesiştiği bir noktada bulunuyor. Biz zaten birçok platformda da Metropolis’i ‘yolların kesiştiği şehir’ diye tanımlıyoruz. Metropolis, Torbalı Ovası'nın antik dönemdeki tarım potansiyeline sahip; onu yöneten, onu işleyen ve işlediği ürünleri de hemen yakınındaki Küçük Menderes Nehri üzerindeki nehir limanı vasıtasıyla Efes'in büyük limanına gönderen bir şehir olmalı diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
ÜÇ ÖNEMLİ ROTANIN KESİŞTİĞİ NOKTADA YER ALIYOR
Güzergâhların güneyde Efes’e, kuzeyde ise Smyrna’ya bağlantı sağladığını belirten Aybek, “Bugün de zaten İzmir-Aydın otoyolu güneye inen tek rota. Yani o dönemde İzmirliler, Torbalı sakinleri de aslında aynı güzergahı kullanıyordu. Ana tanrıça kenti olarak tanınan Metropolis, antik adıyla Gallesion Dağı'nın yamaçlarında kuruldu. Bugün Torbalı Ovası’nın büyük bir kısmını kaplayan alan antik dönemde aslında bataklık ve sulak bir arazi. Dolayısıyla antik dönem yolları, belki de Metropolis’in içinden veya tam önünden, o yamacın düzlükle birleştiği seviyelerden ilerliyor ve bugün olduğu gibi muhtemelen güneyde Efes'e, kuzeyde de Smyrna'ya bağlantı sağlıyor. Bu noktada Kemalpaşa'daki Karabel Geçidi de çok önemli, tarihsel bir önemi var. Bugün de hâlâ Karabel Geçidi, İç Anadolu'dan Ege'ye ulaşımda en kısa alternatifi oluşturuyor. Antik dönemde Metropolis, işte bu üç önemli rotanın tam kesiştiği noktada yer alıyor” dedi.
HELENİSTİK DÖNEM’DE PLANLI KENT YAŞAMI
Metropolis çevresindeki en erken yerleşim izlerinin yaklaşık 6 bin yıl öncesine uzandığını belirten Aybek, “Metropolis verimli bir araziye, su kaynaklarına ve güvenli sahalara sahip olması sebebiyle yaklaşık 6 bin yıldır yerleşime sahne olan bir coğrafya. Modern bir şehir olarak ortaya çıkması MÖ 3. yüzyılda, Seleukos Krallığı zamanında ve sonrasında Pergamon Krallığı'nın (Attalosların) hâkim olduğu dönemde oluyor. MÖ 3. ve 2. yüzyılda kent modern bir şehircilik anlayışıyla yeniden planlanıyor. Nasıl oluyor bu? Birbirini dik kesen sokaklarla ızgara şeklinde bir kent planı, kendisine ait bir meclis yapısı ile bir kent devleti hâline geliyor. Zaten kentin adından da bunu rahatlıkla anlayabiliyoruz” diye konuştu. Metropolis’te, mermerden inşa edilen yapılar ve heykellerin dönemin mimari ve sanatsal anlayışını yansıttığını ifade eden Aybek, Metropolis’in farklı tarihsel evrelerinin bugün de ziyaretçiler tarafından görülebildiğini söyledi.
BRONZ HEYKELLERDE ANTİK ÇAĞIN GERİ DÖNÜŞÜM İZLERİ
Metropolis kazılarında ortaya çıkarılan bronz heykel grubu, antik dönemin üretim ve yeniden kullanım alışkanlıklarına ilişkin dikkat çekici bilgiler sunuyor. Aybek, “Metropolis, hep sürprizlere açık bir kent. Geçen yıllarda bu bronz heykel grubu, özellikle antik dönemin bir ‘sıfır atık projesi’ diye tanımlayabileceğim bir proje şeklinde karşımıza çıktı. Biz Metropolis'te antik dönemde sergilenmiş bronz heykelleri bir grup hâlinde ve özellikle parçalanmış, eritilmek ve dönüştürülmek üzere toplanmış hâlde tespit ettik. Bu da aslında antik dönemde çok kullanılan bir yöntem. Bronzun geri dönüştürülmeye açık bir malzeme olması sebebiyle, muhtemelen bir ‘hurda atölyesi’ kentin bütün bronz heykellerini toplamış, parçalamış ve eritmek üzere bir köşede saklamış. Biz de onu artık o son hâliyle arkeolojik kazılarda tespit etmiş olduk” dedi.
2025 yılı kazılarında bulunan mermer tanrıça başı da Hellenistik Dönem heykeltıraşlığının teknik özelliklerini ortaya koyması bakımından önem taşıyor. Özellikle gözlerde farklı malzemelerin kullanılmış olabileceğine işaret eden izler, dönemin heykel üretim tekniklerine ilişkin bilgi veriyor. Aybek, renkli taşlar ve cam gibi malzemelerin kullanılmış olabileceğini belirterek tanrıçanın gövdesine henüz ulaşamadıklarını, devam eden kazılarda bu parçanın da bulunabileceğini söyledi.
BALIKÇILIĞIN İZLERİ YENİ SORULAR DOĞURUYOR
Metropolis’te ticaret yapısı olarak değerlendirilen alandaki küçük bir mekânda, balıkçılıkla ilişkili olabilecek buluntular ortaya çıkarıldı. Balık biçimindeki çakı sapları, olta iğneleri, deniz kabukları ve balık kemikleri, kentteki günlük yaşam ve ekonomik faaliyetlere ışık tutuyor. Uzmanlar, buluntuların söz konusu mekânın balıkçılıkla ilgili bir dükkân olarak kullanılmış olabileceğini gösterdiğini belirtiyor.
Kaynak: IGF
En Çok Okunan Haberler